Hurriyet.com.tr’de çalışmaya başlayalı üç yıla yakın zaman oldu. Geçen dönem içerisinde görevim gereği hep rakamları ve ekonomi dünyasının bunları nasıl yorumladığını takip ettim.
Ama Perşembe akşamı hurriyet.com.tr’deki bu kimliğimin çok dışında kalan bir organizasyona katıldım. En sonda söyleyeceğimi en başta belirtecek olursam; iyi ki de gitmişim…
Bu organizasyon uzun yıllardır ekranlardan şahitlik yaptığımız; Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ ve Şenay Akay gibi isimleri moda ve sanat dünyasına kazandıran Best Model of Turkey’di.
Birbirinden güzel ve yakışıklı genç modellerin kıyasıya mücadele ettiği yarışma beni iki saatten fazla bir süre kur savaşları, finansal kriz, işsizlik ve daha birçok moral bozan ekonomik gerçeklerden uzaklaştırdı.
Perşembe gecesinin özetine bakacak olursak:
Havanın yağmurlu oluşu ve İstanbul trafiğindeki çilenin Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen organizasyonun aleyhine işlemesi, katılımın nispeten düşük kalmasına neden oldu.
Ancak birçok ünlü isim, yağmura rağmen yine de renkli kıyafetler ve birbirinden ilginç kreasyonların sergilendiği geceye katılmıştı.
Bir zamanlar Sabah Şekerleri adlı beğenilen televizyon programıyla evlerimize konuk olan ve dünkü yarışmanın sunuculuğunu yapan Murat Başoğlu’nun, uzun süre sonra kameralar karşında sergilediği performans da oldukça başarılıydı.
Reklam aralarında yaptığı esprilerle stand-up yıldızlığına göz kırpaken, jürinin kıdemli üyesi Hıncal Uluç başta olmak üzere birçok konuğa şaka yoluyla sözlü sataşmadan da geri durmadı.
Özellikle, Uluç ile girdiği diyalogda A Milli Futbol Takımı’nın son mağlubiyetlerine vurgu yapan Başoğlu, çözümü de çok uzakta aramadı.
BAŞKANLIK SİSTEMİ VE AZİZ YILDIRIM
Başkanlık sistemi tartışmalarını hatırlatan Başoğlu, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın bu göreve gelmesi durumunda birçok sorunun kolayca çözülebileceğini esprili şekilde ifade etti.
Uluç’un buna ne şekilde cevap verdiğini uzakta olduğum için duyamadım…
Ancak, Fenerbahçe’nin son yıllarda Avrupa ve ligdeki performansına baktığımızda; bu tespitin ne kadar başarıya ulaşacağını da sorgulamadan edemedim.
Yarışmaya gelecek olursak…
Bu sene 23′üncüsü düzenlenen Best Model of Turkey’de, özetle erkek adayların görüntüsü ve performansı daha çok öne çıktı.
Koreografi gereği hepsi şortlu biçimde sahnede belirdiklerinde, tüm salondakiler gibi ben de bir an için Spartaküs dizisinin güçlü görüntüsüyle öne çıkan oyuncu kadrosunu karşımda sandım.
Daha sonra takım elbise kreasyonlarıyla çıkana kadar da bu ikilemi yaşamaya devam ettim.
Finalde ise her iki tarafta da bence hak eden adaylar ipi göğüsledi…
Kadınlar da Yeliz Mete, erkeklerde ise Çağatay Ulusoy gecenin sonunda gülen isimlerdi.
En başta da söylediğim gibi benim işim ekonomi yayıncılığı. Bu nedenle de moda konusunda ahkâm kesmek gibi bir niyetim yok.
Ancak en iyi ‘catwalk’ (podyum yürüyüşü) ödülüne erkekler arasından layık görülen aday, salondakilerin çoğu gibi beni de şaşırttı.
Bu ödülü alan isim açıklandığında bir anda ben, birlikte çalıştığım Dış Haberler Editörü Cengiz Özbek, Almanya’da yaşayan kuzenim Birdal ve kız arkadaşı Anna şaşkınlıkla birbirimize baktık.
Çünkü en iyi podyum yürüyüşü dalında ödül alan İbrahim Gayberi, yürürken en doğal hareket olan ellerini sallamayı dahi unutacak kadar kasılmış bir görüntü sergiliyordu.
Yine de jürinin bir bildiği vardır diyerek keyifli geceyi çok da soruya boğmaktan kaçındık…
Gecenin sonunda Haliç Kongre Merkezi’ni terk etmek için dışarı çıktığımızda, yağmur hala olanca şiddetiyle devam ediyordu.
Aracımıza giderken yüzüme çarpan yağmur damlaları ise:
Dolar hala düşüyor, kur savaşları devam ediyor, yeni bir resesyon tehlikesi ortadan kalkmış değil dercesine beni bu güzel rüyadan uyandırmaya çalışıyordu.