Gaz Nedir Çeşitleri Nelerdir

GAZ. Maddenin üç temel hali vardır: Katı, sıvı ve gaz. Bütün maddeler bu üç halden birinde bulunur ve biz herhangi bir maddeyi olağan koşullarda yalnız o haliyle biliriz. Oysa sıcaklık ve basınç değiştiğinde madde hal değiştirerek katıdan sıvıya ya da sıvıdan gaza dönüşebilir.

Örneğin, oda sıcaklığında sıvı halde bulunan su donunca buz, kaynayınca buhar haline gelir. İşte bu buhar suyun gaz halidir. Basıncın ve sıcaklığın değişmesi gibi zorlayıcı koşullar olmaksızın gaz halinde bulunan bütün maddelere de gaz denir. Buna karşılık, gaz olarak adlandırdığımız bazı petrol ürünleri, örneğin gazyağı gerçekte bir gaz değil sıvıdır.

Bir maddenin katı, sıvı ya da gaz halinde bulunması, moleküllerinin birbirine ne kadar yakın ya da uzak olduğuna bağlıdır. Maddenin yoğunluğu en az olan hali, moleküller arasındaki uzaklığın en fazla olduğu gaz halidir. Bütün gazlarda, aynı hacimdeki katı ya da sıvılardan daha az molekül bulunur. Örneğin suyun yoğunluğu, aynı koşullar altındaki kuru havadan yaklaşık 1.000 kat fazladır

Hava çeşitli gazların karışımıdır. Dünya çevresindeki atmosferin yüzeye yakın bölümlerinde hacim olarak her 100 birimden yaklaşık 78 birimini azot, 21 birimini oksijen, geri kalan 1 birimini de karbon dioksit, su buharı, helyum ve öbür gazlar oluşturur Bütün karışımlarda olduğu gibi havada da bu gazlar birbirleriyle birleşmiş halde değildir. Buna karşılık, olağan çevre koşullarında gaz halinde bulunan kimyasal bileşikler de vardır. Bunlar arasında, gazoz gibi köpüklü içecekle re katılan karbon dioksit, taşıtların egzoz gazlarıyla havaya karışan ve çok zehirli bir gaz olan karbon monoksit, fabrika ve kalori fer bacalarının dumanlarında bulunan kükürt dioksit, bayat yumurtadan yayılan kötü kokulu ve zehirli hidrojen sülfür gazı sayılabilir.

Ayrıca kimyasal elementlerden ll’i de olağan sıcaklık ve basınç koşulları altında gaz halinde bulunur. Bunlar hidrojen, oksijen, azot, klor ve flüor ile soy gazlar adıyla anılan helyum, neon, argon, kripton, ksenon ve radondur. Önceleri, soygazların hiçbir zaman başka elementlerle tepkimeye girmedikleri sanıldığı için bunlara “eylemsiz ya da asal gazlar” adı verilmişti. 1962′de ksenonun, son­raki yıllarda da eylemsiz oldukları sanılan öbür gazlardan çoğunun bileşikleri elde edilinçe bu düşüncenin yanlış olduğu anlaşıldı ve “soy gaz” terimi yaygın olarak benimsendi.

Gazların çoğu renksizdir.. Bu ortak özellik dışında, birçok gazın kendine özgü ayırt edici özellikleri vardır. Örneğin oksijen yanmayı hızlandırır, karbon dioksit ise ateşi söndürür. Sönmek üzere olan bir ateşten alınan odun parçası oksijen dolu bir kaba daldırıldığında hemen alevlenir; buna karşılık karbon dioksit yangın söndürme aygıtlarında kullanılır. Gül dürücü gaz adıyla bilinen diazot monoksidin solunması insanda gülme isteği, bilinç yitimi ve ağrıya karşı duyarsızlık yaratır. Boğucu ve zehirleyici olan klor gazı ise I. Dünya Sava şı’nda zehirli gaz olarak kullanılmıştır. Klor dan başka, gene kimyasal silah (savaş gazı) olarak kullanılan ve çoğu bireşim yoluyla elde edilen gaz halinde birçok bileşik vardır.

Gazların Davranış Özellikleri

Bütün gazların molekülleri her an hızlı ve rastgele bir çalkalanma hareketi içindedir. Bu hareketli moleküller yayınım (ya da difüzyon) denen bir süreçle her yöne eşit olarak yayıl dıkları için, bir gaz bulunduğu kabın ya da yerin bütün hacmini bir anda doldurur. Bu arada gaz molekülleri kabın çeperlerine sürekli olarak çarpar ve gaz basıncı denen belirli bir kuvvet uygular.

Gazları katılardan ve sıvılardan ayıran temel özellik, hacimlerinin sıcaklığa ve basınca bağlı olarak büyük ölçüde değişmesidir. Gazların bu genleşme (hacimlerinin artması) ve sıkıştırılabilmek (hacimlerinin azalması) özel ikleri buhar türbinleri, jet motorları, roketler, içten yanmalı motorlar gibi birçok mü hendislik ve sanayi uygulamasının temelidir.

Gazların davranış özelliklerine ilişkin ilk yasayı 1662′de İngiliz kimyacı Robert Boyle geliştirmiştir Yıllar son ra Fransız fizikçi Edme Mariotte (yaklaşık 1620-84) da aynı sonuca vardığı için “Boyle Mariotte yasası” ya da yalnızca “Böyle yasa sı” olarak bilinen bu bağıntı şöyle belirtilebilir: Sabit sıcaklıkta tutulan belirli kütledeki bir gazın basıncı hacmiyle ters orantılı olarak değişir. Buna göre, bir gaz kütlesine uygulanan basınç arttıkça gazın hacmi azalır ve hacmi yarıya inecek kadar sıkıştırılan bir gazın kaba uyguladığı basınç iki katına çıkar.

Fransız kimyacı Jacques Alexandre Cesar Charles’ın (1746-1823) öne sürdüğü, sonra dan gene Fransız kimyacı Louis Joseph Gay Lussac’ın (1778-1850) geliştirdiği ikinci gaz yasası (“Charles yasası” ya da “Gay-Lussac yasası”) ise şöyle açıklanabilir: Sabit basınç altında tutulan belirli kütledeki bir gazın hac mi mutlak sıcaklığıyla doğru orantılı olarak değişir. (Mutlak sıcaklık, kuramsal olarak bir maddedeki bütün molekül hareketinin durduğu mutlak sıfır noktasını başlangıç alır ve Kelvin ölçeğiyle ölçülür Bu yasanın daha basit anlatımıyla, gazlar ısındıkları zaman genleşir, soğudukları zaman büzülür. Sıcak havayla şişirilen bir balonun soğuyunca küçülmesinin nedeni budur.

Bu iki yasanın birleştirilmesiyle, gazların üçüncü yasası denen yeni bir bağıntıya ulaşı lır: Hacmi sabit tutulan bir gazın sıcaklığı artarsa basıncı da artar. Bunun tersi de geçerlidir: Sabit hacimdeki bir gazın basıncı artınca sıcaklığı da artar.

Gazların davranışlarını en iyi açıklayan kuram, 19. yüzyılda geliştirilen “gazların ki netik kuramı”dır. Bu kurama göre, bir gazın molekülleri sürekli hareket halindedir ve mo leküller arasındaki uzaklık molekülün boyutlarından çok daha fazladır. Bu nedenle gazları sıkıştırarak moleküllerini birbirine yaklaştır mak olanaklıdır. Oysa molekülleri birbirine çok daha yakın olan katılar ve sıvılar gazlar gibi kolayca sıkıştırılamaz. Moleküller arasın da büyük boşlukların olması, gazların birbiri içinde hızla yayılmasına da olanak verir. Gaz molekülleri halindeki kokuların havada kolaya yayılarak burnumuza ulaşması bundandır. Bulundukları hacimde rastgele hareket edengaz moleküllerinin birbirleriyle çarpışmaları ya da kabın çeperlerine çarpmaları sırasında enerji kaybı olmaz. Öte yandan, ısı alarak daha çok enerji yüklenen moleküllerin hareketi hızlanacağından, ısıtılan gazlar kolayca genleşir.

Aynı sıcaklık ve basınç koşulları altında bulunan eşit hacimdeki bütün gazlarda eşit sayıda molekül bulunur. İtalyan fizikçi Ame deo Avogadro’nun (1776-1856) ortaya attığı bu önerme “Avogadro varsayımı” ya da Avogadro ilkesi olarak bilinir.

Yakıt Olarak Kullanılan Gazlar

Yandıkları zaman büyük miktarda ısı veren bazı gazlar evlerde ve sanayide yakıt olarak kullanılır. Bu gaz yakıtların bir bölümü doğa da kendiliğinden oluşur (doğalgaz) bir bölü mü ise doğal yakıtların işlenmesiyle elde edilir (fabrika gazı). Konutlarda ocak yakıtı olarak kullanılacak fabrika gazları ya havagazında olduğu gibi doğrudan doğruya borularla tüketicilere dağıtılır ya da sıvılaştırıldıktan sonra çelik tüplere doldurularak kullanıma sunulur (tüpgaz).

Doğal gaz bütün gaz yakıtlar içinde en önemlisidir ve büyük bölümü metan olmak üzere çeşitli hidrokarbonlardan oluşur. Milyonlarca yıl önce deniz diplerinde çökelen bitki artıklarının yoğun sıcaklık ve basınç altında çürümesiyle oluşan doğal gaz, günümüzde giderek bütün öbür gaz yakıtların yerini almak üzeredir. Çünkü, çok zengin bir enerji kaynağı olduğu kadar taşınması ve depolanması da çok kolaydır; basınç altında sıvılaştırılarak boruhatlarıyla çok uzak yerlere iletilebilir Doğal gazın üre timi ve kullanımı konusunda ayrıntılı bilgi edinmek için PETROL maddesindeki Doğal Gaz bölümüne bakınız.

Fabrika gazları içinde en önemlileri hava gazı, su gazı, üreteç (jeneratör) gazı ve asetilendir Taşkömürünün havasız ortamda ısıtılmasıyla elde edilen ha vagazı, hidrojen, karbon monoksit, metan ve öbür hidrokarbonlar ile az miktarda azot, oksijen ve karbon dioksitten oluşan bir gaz karışımıdır. Demir-çelik fabrikalarında yan ürün olarak elde edilir ve yüksek fırına verilen havayı ısıtmak, pompaları çalıştırmak, bazı çelik üretim tesislerinde elektrik üretmek için kullanılır Bir zamanlar evlerde yemek pişirmek için yaygın olarak kullanılan havagazı günümüzde yerini büyük ölçüde tüpgazlara bırakmıştır.

Karbon monoksit ile azot karışımı olan üreteç gazı, sıcak kokkömürü içinden yavaş yavaş hava geçirilerek elde edilir. Hidrojen ile karbon monoksit karışımı olan su gazı ise sıcak kokkömürü içinden su buharı geçirilerek üretilir. Bu nedenle, kokkömürü içinden buhar ve havayı birlikte ya da sırayla geçirerek hem üreteç gazı, hem su gazı elde edilebilir.

Tüpgaz adıyla anılan yakıtlar basınç altında sıvılaştırılmış petrol gazları, özellikle de bütan ve propandır. Benzin elde etmek üzere petrolün damıtılması sırasında bir yan ürün olarak çıkan propan ve bütan gazları doğal gazda da bulunur. Çelik tüpler içinde dağıtıma sunulan bu sıvılaştırılmış gazlar evlerde, özellikle doğal gaz dağıtım ağı olmayan yerleşmelerde, kamp yerlerinde ve teknelerde kullanılır.

Kaynak: kemikderesi

Etiketler: , , , , , , , ,





“Gaz Nedir Çeşitleri Nelerdir” için 4 Yorum

  1. mesut diyor ki:

    arkadaşlar yazı yazmak çok güzel değilmi

  2. aslıhan diyor ki:

    merhaba arkadaş

  3. mesut diyor ki:

    sanada merhaba aslıhan

  4. Rıfat Can Cankurtaran diyor ki:

    hani çeşitleri

Yorum yapın